Önceki Haber Sonraki Haber

Savunma... Savunma.... Savunma...

Oyuna hükmetme arzusu ve topun sahibi gibi oynayan bu takım, kaliteli ayaklarıyla hırsını birleştirmeye başlayacak

03/09/2012 Pazartesi Webaslan.com

EVREN GÖZ YAZIYOR
evrengoz@yirmidort.tv


Türk Telekom Arena'da zaman zaman kalite açısından Spor Toto Süper Lig'in üzerine çıkan bir mücadele izledi futbolseverler. Bursaspor, Avrupa Ligi'nde 120 dakika mücadele etmesine karşın sahaya iyi organize olarak çıktı. Galatasaray'a karşı en iyi şekilde tepki vermeye çalıştılar, ancak Türk Telekom Arena'nın atmosferi, sarı kırmızılıların coşkusuyla birleşince hatalar kaçınılmaz oldu.

Galatasaray'ın kolay gol yeme alışkanlığı devam ediyor. Geride kalan 4 resmi maça bakıldığında gerçekten çok enteresan goller yenildi. Ancak bu maçların zorluk derecesini de kabul etmek gerekir. Fenerbahçe, Kasımpaşa, Beşiktaş ve Bursaspor sezon başı için oldukça dişli rakipler. Galatasaray bu ilk virajı 1 Süper Kupa, 2 galibiyet ve 1 derbi beraberliği ile kapattı.

Milli maç nedeniyle lige verilecek 2 haftalık ara en çok Galatasaray'a yarayacak. Bu araya lider girmek önemliydi. Hamit Altıntop ve Melo'nun yaklaşan Şampiyonlar Ligi mücadeleleri öncesi artık takıma ısınmaları gerekiyor. Özellikle Hamit Altıntop'un yaptığı basit hatalar taraftarın da artık tepkisini çekmeye başladı. Hamit asla bu değil. Böyle de kalacağını düşünmüyorum. Hamit'i oynatarak kazanmayı planlıyor Terim; doğrusunu da yapıyor. Çünkü Hamit Altıntop her ne kadar Türkiye adına oynasa da, ilk kez İstanbul'da bu kadar vakit geçiriyor hayatında. Futbolunu Avrupa'da oynamış, yarı yabancı transferi gibi değerlendirilebilir. Üstelik geçen yılı neredeyse maç oynamadan geçtiğini, sakatlığını da unutmamak lazım. Hamit Altıntop'un şu an kalitesinin çok altında futbol oynadığını bugün U14'te forma giyen Florya'daki çocuklar bile görebiliyor, bunu üst seviyeye çekmek için doğru isim ve doğru camia ise burası. Hamit'in tercihini şehrin diğer yakasından kullanması halinde şu an yaşayacağı hayal kırıklığı tahmin bile edilemez. Hamit Altıntop, yalnızca maç kazandırmayan; sezonu kazandırma potansiyeli olan bir adam. Türk futbolunun gördüğü en komple oyunculardan biri. Sabır gösterildiği takdirde Hamit'in bu takıma yapacağı katkı gözler önüne serilecek.

Bursaspor önünde Galatasaray, ilk yarı ve ikinci yarı 15'er dakika harika top yaptı, keyif verdi, gelecek adına umut verici olan kısmı burası. Ancak oyun temposunun düştüğü dakikalara baktığımızda, yenilen gollerin enteresanlığı da kafalarda soru işareti yaratıyor. Takım o kadar konsantre oynadıktan sonra özellikle gol bulduğu kısımların ardından futbolcuların hep birlikte aktif dinlenmeye geçmesi, takımı savunmasız bırakabiliyor. Bu çok ilginç, takım bir anda durup nefes almaya başladığında bunu iyi değerlendiren rakip, oyunun sadece o kısacık diliminde gelip gol bulabiliyor. Sonra yine toparlanan ve ayağa kalkan aynı takım, kendi oyununu oynamaya başladığında son 4 maçta da görüldüğü şekilde rakip yalnızca izliyor. Üstelik, bu sezon en önemli rakiplerden 3'üne karşı üstünlüğünü kabul eden takım, hayret verici şekilde basit goller yiyor. Bunu futbol şansına, aşırı konsantreye ve aynı anda tempoyu gereğinden fazla düşürmeye bağlıyorum. Çünkü Terim'in oyun sisteminde takımın rakibi bunalttığı "pres dakikaları" vardır. Terim, oyun anlayışını rakibe önde basma üzerine kurduğu için bunu tüm antrenmanlarda aylarca öğretti. "Gidin ve rakip kalede oynayın, geride kalırsanız gol yeme ihtimaliniz yükselir. Ama topu rakip kaleye ne kadar yakın tutarsınız ve çıkarmazsanız işimiz daha kolay olur." Bu mantık yazarken kolay ama uygularken 30-40 metrede 10 tane adamın birlikte durmasını gerektiriyor. İşte bunu yapmak, zor olabilir. Galatasaray savunma yapmayı genel olarak becerdiği halde fazla pozisyon vermeden kalesinde bunca gol görüyorsa; bunun sebebi önce savunmayı düşünmemektir.

MP Antalyaspor, Akhisar Belediyespor ve Orduspor maçlarında oyuncu kalitesinin yaratacağı farklarla, bu kadar ilginç goller yenileceğini sanmıyorum. Galatasaray, farklı maçlarda yıldızlarının bireysel performansları üzerine bu tarz karşılaşmalardan çok rahat ayrılacaktır.

Oyuna hükmetme arzusu ve topun sahibi gibi oynayan bu takım, kaliteli ayaklarıyla hırsını birleştirmeye başlayacak. Geçen yıla oranla Galatasaray bu sezon daha kaliteli. Hırsını yine barındırıyor fakat biraz daha parlak oynuyor, daha çok beklenti yaratılıyor. Rüya takım tabirleri, bilerek yazılıp çizilen yakıştırmalar. Ne oyuncular rüyada, ne de Terim'in yıldıza dayalı anlayışı var. Hak edene formanın verildiği Servet-Gökhan-Sabri gibi daha geçen yıl milli takımın defansını oluşturan isimlerin bu sezon ne kadar farklı kulvarlarda olmasından anlaşılıyor. Riera gibi kalitesi tartışılmayan bir oyuncunun bugün Hakan Balta'nın alternatifi olarak düşünülmesi de tesadüf değil, Emre Çolak'ın ilk 11'de alın teriyle oynaması da. Bu yüzden bilerek yazılan "Rüya Takım" balonlarına kimse aldanmamalı.Bilinen tek Rüya Takım, Michael Jordan ve arkadaşlarıydı; 1992'de Barcelona'da milyonlar tarafından görüldüler, sonra herkes uykudan uyandı, geçti.

Galatasaray, TT Arena'da çok kötü bir zeminde oynuyor. Özellikle kış aylarında bu bozuk zemin deplasman takımlarının işine gelir. Yönetimin bu sorunu çözmesi gerekiyor. Yapay güneş ışığı kullanılıyor, bakımı da yapılıyor fakat stadın konumu sağlıklı çime izin vermiyor diyorlar, ama o kadar saçma ki böyle bir takımı bu zemine mahkum etmek. Daha saçma olan da stadı kaldırıp başka yere alamayacağımıza göre bu zemin sorununun varlığını hep sürdürecek olmasıdır. TT Arena'nın açılışından bugüne dek zemin sorunu çözülmedi, böyle üst düzey bir stada hiç yakışmayan bir ortamda mücadele ediliyor. Stadın henüz çözüme kavuşmayan bir başka sıkıntısı da basın tribününde ekran bulunmaması. Bugün, üst düzey stadyumların hemen hepsinde basın tribününde ekranlardan maçın kritik pozisyonları izlenebiliyor, ancak TT Arena açılalı neredeyse 2 yıl olmasına rağmen hala böylesine basit bir sistem uygulanmıyor.

Stadın ulaşım sorunu; bazı otobüs seferlerinin iptal edilmesi, metroda mecburen yakınlaşan terli bedenlerin orta mesafeli akrabalık derecesi, o kadar insanın metroya yığılmasının güvenli olmayışı, bunlar zor şartlara alışkın Galatasaray taraftarı için artık birkaç sitemkar (!) cümle ile geçiştiriliyor. Çünkü Olimpiyat Stadı'nda triatlon tadında, tepeleri aşarak maç izlemeye giden de aynı taraftardı.

Galatasaray taraftarı, takımından umutlu ve bugünlerde gayet mutlu. Her geçen hafta üzerine daha da koyarak temposunu arttıracak bir takımın peşinden gittiklerini biliyorlar çünkü. Bu yüzden stada girene kadar otoyol kenarındaki bariyerlerde yapılan tüm akrobasi hareketleri mübahtır.

Webaslan mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
  Ana Sayfaya Dön
Webaslan Anasayfasına Dön