Şampiyonlar Ligi'nde ilk kez 4 kere üstüste vize alamayan takımımız başta “saha içi" ve “saha dışı" disiplinsizlikten kaynaklı sebeplerden dolayı sezona hiçte iyi br açılış yapmadı..
Sırbistan Ligi'nin geçen seneki 3.'ü..Bunca yıldız transfere rağmen son iki sezonda ligde son ikiye kalamayan bir Cimbom yine Temmuz ayında oynamak zorunda kaldığı; adını bugün bile sorduğumda hemen söyleyemeyeceğiniz bir rakip karşısında yine hayal kırıklığı yarattı..
Bu sene; Şampiyonlar Ligi'nde ilk kez 4 kere üstüste vize alamayan takımımız başta “saha içi" ve “saha dışı" disiplinsizlikten kaynaklı sebeplerden dolayı sezona hiç de iyi br açılış yapmadı..
Saha içi disiplinsizliklerden başlayalım.. Duran top kazanıyoruz; Arda topun başına geçiyor..Elano sahada değilken, duran topları tartışmasız kaptan kullanacak; görünen o.. Fakat dakikalar ilerledikçe çoğu duran topun başına Sabri geçiyor... Neden? Ne gerek var? Neden koskoca Cim Bom halı saha takımı gibi “maç öncesi konuşulmuş basit kuralları bile uygulayamıyor?"... Rakip korner kazanıyor, ön ve arka direklerde iki oyuncumuz var... 7.32'i daraltıyorlar... Ama bir bakıyorsunuz 2-1 önde iken bizim arka direkte olması gereken oyuncumuz orada yok.. "Aykut hatalı, defans hatalı" yorumu doğru ama eksik bir yorum bu pozisyon için.. Arka direkte durması gereken oyuncuyu tespit etmek Rijkaard'ın görevi, oraya gitmeyecekse uyarmakta.. Diyelim ki Rijkaard o pozisyonda sesini duyuramadı; bu atlandı.. Neden alınmadı o direk? Neden konuşulmadı bu oyuncularımız arasında..Sebebi “saha içi disiplinsizlik", diğer bir deyişle daha sezonun ilk maçından “konsantrasyon eksikliği"...
Gelelim daha da önemli gördüğümüz “saha dışı disiplinsizliklere".. Kadıköy deplasmanına çıkıyorsunuz, formaları dağıtacaksınız.. İlk olarak 10 numaralı formayı Arda'ya veriyorsunuz; sizden beklenen ikinci olarak 19 numaralı formayı Kewell'a vermenizdir.. Takımda gerek bireysel gerekse kollektif olarak “top yapamama/ topu ayakta tutamama" sorunu bu kadar derinse maça “19 numaralı formayı giyen Kewell'la" başlayacaksınız... Tutupta sadece taraftar ve medyanın bir kısmı istedi diye zorla (ve oldukça gecikerek) sözleşme imzalamayıp, kendi formasını kendine vereceksiniz Kewell'ın.. Daha resmi olarak 1 dakika bile oynamayan Cana'ya değil.. Bakın Real Madrid'e ne yapıyor? Xabi Alonso ancak ve ancak Guti gittikten sonra milli takımda da giydiği “14" numaralı formayı giyebiliyor.. Dünyanın en pahalı futbolcusu Ronaldo 7'i giymek için ancak ve ancak Raul'un Schalke'ye transfer olmasını bekliyor.. Böylece hem iki ayrı sezonda farklı forma satışı oluyor; hem de mega yıldızlar bile “takım içi kıdemden" dolayı sıralarını beklemeyi öğreniyorlar...
Dünya Kupası'nda olası 7 maçın 7'inda oynayan oyuncular hafta arası takımlarının formasını terletirken; daha grup maçlarında sakatlanan Elano ve 24 dakika sahada kalan Kewell toplamda yarım saat bile sahada değiller.. Yerlerine kim var sahada peki? Pino, Barış, Mustafa ve diğerleri... Hedef göstermek bize yakışmaz; yakışmamalı da.. Ben sahada oynayıp bekleneni yerine getiremeyen oyunculardan çok sahada o veya bu sebepte olamayan oyuncuları ve olamama sebeplerini sorgulamanın çok daha faydalı olduğunu düşünüyorum..
4 aydır Servet'i satma sevdasında yönetim.. Son 3 sezonda (arada ciddi sakatlık geçirmesine ve geçen sezon sonu kasıtlı olarak yedek bırakılmasına rağmen) toplam 122 maçta 7 gol atan Servet'ten bahsediyoruz.. Bir yanda sezonda 7 maç oynamayan oyuncuların baştacı edilmesi, bir yandan da sezonda 40 maçtan fazla oynayan ve çoğu forvet oyuncundan fazla gol atma başarısı gösteren Servet'e karşı gösterilen tutum.. Madem satılması planlanıyordu, o zaman M.Topal gibi satılsa idi.. Kimsenin kimseyi bu kadar yıpratmaya hakkı yok.. Hatayı önce kendimizde aramalıyız. Kendi oyuncumuzu kendi ellerimzle yıpratıyoruz.... Servet'in Beograd karşısında yetersiz performans göstermesinin en önemli sebebi kadroda bir yer verilip, bir verilmemesidir.. Oynadıkça daha çok form tuttuğu için bunun hiç farkında değilmiş gibi yorumlarda bulunmak inanın çok yersiz ve anlamsız...
Geçtiğimiz haftada üç büyükler oynadıkları 3 ön eleme maçında 5 gol yiyip 5 gol atabildiler ve toplamda sadece 3 puan aldılar.. Sanırım sadece bu sonuçlar bile Bursaspor'un geçen seneki haklı şampiyonluğunu anlamamıza yardımcı olacaktır..
Türk futbolu'nda çıtaları hep yükselten bir kulubün taraftarı olarak, bu seferde çıtayı bu kadar düşürülmesine yardımcı olmamıza isyan etmemek mümkün değil..
Saygı ve sevgilerimle,
Ant İpek
Webaslan mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın